|
T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ Defterdarlık Usul Gelir Müdürlüğü
Sayı :B.07.4.DEF.0.34.20./ VUK-1/236-11211 05/04/2005*2695
Konu : Stajyer avukatlara iştakibi için sağlanan araç tahsis masraflarının gider gösterilip gösterilemeyeceği ve vekalet ücretinin serbest meslek makbuzunun tevsiki açısından icra dosyasına konulup konulamayacağı hk.
……………………………….
İlgi : ……………..tarihli dilekçeniz.
İlgide kayıtlı dilekçenizde, avukatlık faaliyetinizde, ücret almalarının yasa gereği yasak olduğu belirtilen avukat stajyerlerine iş takibi için sağladığınız araç tahsisi sonucunda oluşan masraflarını gider gösterip gösteremeyeceğiniz ve Avukatlık Kanunu gereği tahsil edilmesi gereken vekalet ücretinin borçludan tahsil edilen tutardan ayrılmayarak alacaklıya ödenmesi ve avukatların bu ödemede yasal vekalet ücreti alıp almadığını anlaşılamaması sebebi ile, avukatların icra dosyalarından para çekerken öncelikle ve ilk yatan paradan almaları gereken bu ücretler için dosyaya serbest meslek kazanç makbuzu ibraz etmelerini zorunlu kılacak bir genelge yayınlanıp yayınlanamayacağı hususlarında görüş talep edilmektedir.
Konuyla ilgili olarak Defterdarlığımız ……………………………. Gelir Müdürlüğünden alınan 24/03/2005 tarih ve B.07.4.DEF.0.34.11/GVK-61-11413-4626 sayılı görüş yazılarında açıklanan hususlara ve Müdürlüğümüz görüşüne aşağıda yer verilmiştir.
Bilindiği üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesinde ücretin tarifi yapılmış işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerin ücret olduğu belirtilmiştir.
Diğer taraftan Gelir Vergisi Kanununun 65. maddesinde serbest meslek kazancının tarifi yapılmış Kanunun 66. maddesinin 4. bendiyle dava vekillerinin, müşavirlerin, kurumlar ve tüccarlarla serbest meslek erbabının ticari ve mesleki işlerini takip edenler ve müzik sanatçılarının bu işleri dolayısıyla serbest meslek erbabı sayılacakları hüküm altına alınmış yine Gelir Vergisi Kanununun 67. maddesinin birinci fıkrasıyla serbest meslek kazancının bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan fark olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan Gelir Vergisi Kanununun 68. maddesinde serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilebilecek giderler belirtilmiş maddenin 1. bendiyle mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderlerin 2. bendiyle hizmetli ve işçilerin işyerinde veya işyerinin müştemilatındaki iaşe ve ibate giderlerinin, tedavi ve ilaç giderlerinin, sigorta primleri ve emekli aidatı (bu primlerin ve aidatın geri alınmamak üzere Türkiye’de kain sigorta şirketlerine veya emekli yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartıyla) ile Kanunun 27. maddesinde yazılı giyim giderlerinin, 5. bendiyle de; kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderlerinin serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bahsi geçen stajyerlerin serbest meslek erbabının yanında hizmet akdine bağlı olarak çalışıyor olması halinde bunlara ayın ve para ile temsil edilebilecek şekilde menfaatler sağlanmasının ücret olarak değerlendirilmesi gerekeceği gibi bunlara işte kullanılmak kaydıyla tahsis edilen araçlara ait giderlerin (yakıt bakım, kiralama vb.) sözkonusu araçların serbest meslek erbabının envanterine dahil olması veya kiralanması halinde serbest meslek erbabı tarafından serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirime konu edilmesi sözkonusu olacaktır. Sözkonusu stajyerlerin hizmet akdi olmaksızın serbest meslek erbabının işlerini takip ediyor olmaları halinde ise ayın ve para olarak temsil edilebilecek şekilde sağlanan menfaatlerin stajyerler açısından serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmesi gerekeceği gibi bu kapsamda serbest meslek erbabı tarafından sağlanan ve menfaatlere ilişkin tüm ödemelerin (burada tahsis edilen aracın envantere kayıtlı veya kiralık olması şartı aranmaz) kazancın tespitinde indirim konusu yapılması olanaklıdır.
Özel Kanunlarında stajyer avukatların ücret almalarının yasak olması durumu vergi mevzuatı açısından alınan para ve ayının ücret olarak değerlendirilmesine engel teşkil etmemektedir.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 238’inci maddesinde; işverenler her ay ödedikleri ücretler için (ücret bordrosu) tutmaya mecburdurlar. Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf olan ücretlerle diğer ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri için bordro tutulmaz, hükmü yer almıştır.
Buna göre, stajyer avukatlara araba tahsisi ile yapılan ödemelerin ücret olarak vergilendirilmesi, ücret bordrosunda gösterilmesi ve bu harcamaların da gider olarak yazılması mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan, benzer bir dosya ile ilgili olarak avukatların vekalet ücretleri hakkında Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünden alınan 16/04/2003 tarih ve B.07.0.GEL.0.42/4204-222-16442 sayılı yazıda;
“…Avukatlık Kanununun 164 ile 166’ncı maddelerinde, avukatlık ücreti tanımlanmakta ve kaynakları itibariyle, sözleşmeye bağlı olarak iş sahibinden sağlanan vekalet ücreti ile dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti olmak üzere iki ayrı vekalet ücretinden sözedilmektedir.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 4667 sayılı Kanunla değişik 164’üncü maddesinin son fıkrasında, “…Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” denilmiştir.
Aynı Kanunun 168’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında, “Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.”, 169’ncu maddesinde ise “Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz.” denilmektedir.
Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı/alacaklı taraf avukatına ödenen vekalet ücreti;
a)Mahkeme veya icra veznesinin düzenlediği makbuz imzalanarak nakden,
b)Bizzat karşı/borçlu tarafın, mahkeme veya icra dairesinin tespit ettiği vekalet ücretini elden (nakden) veya banka havalesi ile ödemesi,
c)Mahkeme veya icra dairesinin, yargılama giderleri ile birlikte davayı kazanan müvekkile herhangi bir şekilde ödeme yapması ve müvekkilin de karşı borçlu taraftan alınan vekalet ücretini avukata ödemesi,
şekillerinde tahsil edilebilmektedir.
Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmıştır.
Buna göre, dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücretinin Gelir Vergisi Kanununun 65 ve 66’ncı maddelerine göre serbest meslek erbabı olan avukatlara ödenmesi halinde, Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesi ve 27/11/1999 tarihli ve 99/13646 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca sorumlularca % 20 nispetinde gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekir.
Ayrıca, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1’inci maddesinin 1 numaralı bendi hükmü ile serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi olduğundan, karşı taraf avukatına ödenen ve serbest meslek kazancı niteliğinde olan söz konusu vekalet ücreti ayrıca katma değer vergisine de tabi olacaktır.
Öte yandan, mahkeme ilamına göre karşı taraf avukatına ödenen veya icra dairelerince alacaklı taraf avukatına ödenmesine karar verilen vekalet ücretini tahsil eden avukatın, Vergi Usul Kanununun 236’ncı maddesi hükmü uyarınca ödemeyi yapan adına serbest meslek makbuzu düzenlemesi ve düzenlenen bu belgede ayrıca katma değer vergisinin de hesaplanıp gösterilmesi gerekir.
Davacı avukatının, ücretli olarak davacının yanında çalışıyor olması ve mahkemelerce hükmolunan vekalet ücretinin davayı kazanan müvekkile ödenmesi durumunda, bu ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılmaması gerekir. Bu durumda davayı kazanan müvekkilin gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olması halinde, karşı taraftan tahsil ettiği ücreti, ticari faaliyeti çerçevesinde elde edilen gelir olarak kayıtlarına alması ve bu konuda Vergi Usul Kanununda öngörülen belgeleri düzenlemesi, bu belgelerde ayrıca katma değer vergisini de hesaplaması gerekmektedir. Karşı taraftan alınan bu vekalet ücretinin işveren tarafından ücretlisi durumunda olan avukatına intikal ettirilmesi durumunda, ilgili olduğu ayın ücret matrahına dahil edilerek Gelir vergisi Kanununun ücret ile ilgili hükümlerine göre vergilendirileceği tabiidir. Bu durumda katma değer vergisi hesaplanması söz konusu değildir.” açıklamaları yer almıştır.
Bu durumda vekalet ücretini alan avukatın, V.U.K.’nun 236’ncı maddesine göre serbest meslek makbuzu düzenlemesi ve bir nüshasını müşteriye vermesi yasal bir zorunluluk olup, vergi kaçağının önlenmesi açısından bir örnek de dava dosyasına konulması hususu Maliye Bakanlığı’nca yetki maddesine istinaden yapılacak bir belirleme ile mümkün olabilecektir.
Bilgi edinilmesini rica ederim. |